Yarasa Adam

Blacksad: Bogart Gibi Bir Kedi

Zaman zaman etrafımdakilerin “Bunu denemelisin. Tam senlik.” dediği şeylerden koşar adım kaçma eğiliminde oluyorum. Garip bir huy. Dayanağı insanların beni çözmüş bitirmiş olabileceği düşüncesinden tedirgin olmam mıdır, yoksa içten içe çok seveceğimi hissettiğim ve yeterince fazla olan hastalıklarıma yeni bir tane eklemek istememem midir, bilemem. Bu huyum beni herkesin okumam için yalvardığı Harry Potter’dan yıllarca uzak tuttu. Dark Angel ve Alias’dan da. Fakat nadiren öyle istisnai durumlar yaşanıyor ki, kaçamayacağımı anlayıp teslim olmak zorunda kalıyorum. Blacksad bunlardan biri.

Ne hakkında okuduğum olumlu yorumlar, ne tavsiyeler, ne karakterin konuşan siyah bir kedi olması (feline olayını çok severim), ne adamım John Constantine ve Castiel gibi bir trenchcoat giymesi, ne kitaptaki 1940’lar etkisi satabildi bana Blacksad’i. Ta ki, bir arkadaşıma hediye bakmak için girdiğim çizgiroman dükkanında (40 Ambar) “Bak Blacksad’den güzel hediye olur.” diye elime tutuşturulana kadar. Kocaman kalın kapaklı bir cildin üzerinden bana bakıp cool bir edayla sigara içen siyah bir kedi! Çok değil, iki-üç sayfa karıştırmam; “Bunu kendime alacağım ya!” diye bağırmama yetti. İyi ki yapmışım.

Ülkemizde Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Blacksad 1, kahramanın birinci ve ikinci maceralarını içeren çift kapaklı bir albüm. Bir İspanyol çizgiromanı olan Blacksad’in yazarı Juan Diaz Canales, çizeri ise Juanjo Guardino. Öncelikle çizimlerden bahsetmekte fayda var, zira Guardino’nun çizdiği her panel duvara asıp, karşısına geçip saatlerce izlenecek cinsten. Tamamlanması iki yıldan fazla zaman almış olan çizimleriyle Guardino, Canales’in yaratmak istediği film noir havasını Avrupalı estetiğiyle birleştirerek benzersiz bir iş ortaya koymuş.

İlk hikaye Gölgeler Arasında Bir Yerde, Blacksad’in dünyasına girmek, onu daha yakından tanımak için birebir. Konudan bahsedip spoiler vermek istemiyorum ama daha ilk birkaç sayfada bu karizmatik ötesi kedi polisin geçmişi hakkında çok şey öğreniyoruz. 40’lar atmosferi, okurken size bir Humphrey Bogart-Lauren Bacall filmi izliyormuş hissi veriyor ki, tadından yenmiyor.

İkinci serüven Arktik Irk, faşizm, din alt metinleri, femme fatale arketipleri ve Nazilere yaptığı göndermelerle olağanüstü bir hikaye anlatım örneği. Ve kanımca, Gölgeler Arasında Bir Yerde’yi solda sıfır bırakmış. Blacksad’in yalnız takılmasını tercih ettiğimden, sidekick karakter Weekly’e alışmam zaman alsa da, kahramanın konuşabildiği, birlikte gülebildiği bir karakterin olması yerinde bir karar. Ayrıca bu serüvende Blacksad’in şefkatli ve umut dolu hallerini görebiliyoruz. Guardino’nun çizdiği kar manzaraları içinse şahaneden daha doğru bir kelime düşünemiyorum.

İşte…Blacksad’den kaçmaya çalışırken ona doğru koşuyormuşum meğer. Şimdi gölgeler arasında bir yere oturmuş, sabırsızlıkla yeni Blacksad albümünü beklemekteyim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s