Yarasa Adam

İnceleme: The Cape

Hollywood’un sıklıkla düştüğü bir yanılgı var. Beyazperde’de başarıdan başarıya koşan süperkahramanlara imrenip, aynı ölçüde sevilecek yeni karakterler yaratabileceklerine inanıyorlar. Sonuç da hep hüsran oluyor. Yapımcıların anlamadığı veya anlamak istemediği, süperkahraman konseptinin ekranda vücut bulabilmesi için karakterin çizgiroman kökenli olması gerektiği. Ortada dayanabileceğin bir mitoloji, karakter geçmişi, evren olmadan tepeden inme bir süperkahraman yaratıp, kendi evrenini oluşturmaya çalışırsan tutmasını bekleyemezsin arkadaş.

Temelsiz süperkahraman ekolünün son temsilcisi NBC‘de yayın hayatına başlayan The Cape. Hikaye, özetle işlemediği bir suç üzerine yıkılan polis Vince Faraday’in, oğlunun favori çizgiroman kahramanının kılığına girip intikam alması üzerine kurulu. Tek insan bile bir şeyleri değiştirebilir sloganıyla tanıtılan The Cape, gerek baş karakterin kostümü, süper güçleri olmaması ve tarzıyla, gerekse içinde bulunduğu şehrin Gotham benzeri suçla iç içe geçmiş, polisler dahil kimseye güvenilmeyeceği bir tablo çizmesiyle akıllara ister istemez Batman’i getiriyor. Adı Batman olmayan bir Batman? Hmm, kara şövalyenin manyağı olarak bu fikre pek sıcak baktığım söylenemez. NBC’nin önceki süperkahraman denemeleri Bionic Woman ve Heroes’un (bu da adı X-Men olmayan X-Men’di) fena çuvalladığını bildiğimden, The Cape ilk kez duyrulduğunda pek şans vermemiştim. Yine de ön yargılarımı bir kenara bırakıp, bu hafta yayınlanan 1. ve 2. bölümü izledim. Haklı mı çıktım? Hep beraber göreceğiz.

Ayı Yogi’ler:
The Cape’in arkasındaki ekibin altından başarıyla kalktığı az sayıdaki alandan biri oyuncu seçimi. David Lyons seyircinin sevmekte zorlanmayacağı bir aktör. İnanılmaz bir performans göstermiyor, doğru. Ama abartıya kaçmadan karakterin içine girebilmiş. 2.bölümde oyun gücünü daha fazla hissettiriyor.

James Frain villain rollerinde her daim döktürüyor. Geçen sezon True Blood’da da harikaydı. The Cape’de de öyle. Chess karikatürize olsa da karakterin gerektirdiği rahatsız edici elektriği fazlasıyla taşıyor.

Summer Glau’nun kariyerini Angel’dan bu yana takip eden biri olarak, tuhaf kız ya da seksi robot rollerinden kurtulduğu için sevinçliyim. Ancak karakterinin kolpalığından “Gerçek Kötüler” kısmında söz edeceğim. Firefly ve Terminator The Sarah Connor Chronicles’ın yayından kaldırılmasından dolayı, Summer’ın bulaştığı projelerin aynı kaderi paylaşacağına dair bir korku oluştu açıkçası. Şanssız mıdır nedir?

Scooby Dooby’ler:
Orjinallikten uzak olsa da çizgiroman şeklindeki jeneriği sevdim. Benzerini yüz defa Marvel ve DC filmlerinden önce görmedik mi? Gördük.

Efektler TV şovu standartlarında değerlendirdiğimizde ortalamanın üstü. Smallville gibi düşük bütçeli CW dizilerinden sonra, The Cape’in nispeten pahalı bir prodüksiyon olduğu aşikar.

MÜZİKLER! Bear McCreary BSG’nin insanı oturduğu yerden kaldırıp gece yarısı tezahürat yapmasına sebep olan müziklerini besteleyen adam. Jenerikteki Shirley Walker tarzı tema müziğiyle beraber dokunduğu tüm melodiler bütünlük içinde olmuş.
Büyüksün Bear!

Gerçek Kötüler:
Orwell karakteri…Tamam, Batman dedik, Gotham dedik de, yahu bu karakterin aynısı DC evreninde var. İsmi Oracle ve bilgisayarının başında kahramanlara ihtiyaçları olan her türlü bilgiyi sağlamakla görevli. Adı bile benziyor. Hadi onu bilmiyoruz diyelim, Smallville’deki Chloe var. Summer Glau’ya yazık etmişler.

Diğer çakma Batman karakterimiz de Killer Croc‘ın uzaktan akrabası gibi duran Scales. Yorum yapmak istemiyorum.

1.bölümden sonra işlevini yitiren aile.

The Cape’in binaların tepesine çıkıp artiz pozlar vermesi.

Olayların çok hızlı ilerlemesi, karakterleri tanıyamadan konunun şekillenmesi, Faraday’in birkaç günde işin pratiğini kapıp The Cape’e dönüşmesi…

The Cape’in tarifi = Bir tutam Smallville, biraz Jingle All The Way, az miktarda The Shadow ve galon galon Batman. Gidişata bakılırsa bağımlısı olunacak, hakkında teoriler üretilecek, günlerce konuşulacak bir dizi değil. Bir kaç hafta şans vermekte yarar var, ama uzun ömürlü olacağını sanmıyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s